Bir ülke düşünün. O ülkenin bilim kurumu tamamen kendi imkanlarıyla bir işletim sistemi geliştirsin. O işletim sistemi de çok başarılı olsun İtalyan bilgisayar dergilerine kapak olsun. Aynı zamanda bu işletim sistemini kullanmak bedava olsun. O ülke adına çok şanslı ve gurur verici bir şey değil mi?
Pardus işletim sistemi tamamen Tübitak’lı mühendisler tarafından geliştirilen bir Linux dağıtımıdır. Bu işletim sistemi ve içindeki bütün programlar tamamen açık kaynak kodlu ve ücretsiz. Diğer taraftan Amerikan firması olan Microsoft’un geliştirmiş olduğu Windows, Pardus gibi açık kaynak kodlu değildir. Yani işin aslı gizli bilgilermizin kime gittiği, hangi amaca hizmet ettiği bilinmemektedir. İşin bir de ekonomik boyutu var. Windows işletim sistemi, üzerinde çalışan programlar, ofis yazılımları vs. hepsi büyük miktarda ücretler karşılığında satılıyor.
En başta bahsettiğim ülke Türkiye ve durum o kadar mutlu mesut değil. Türkiye’deki devlet kurumlarının, memurlukların hemen hemen hepsi kendi mühendislerinin ürettiği işletim sistemini değil, Amerikanların ürettiği Windows’u kullanıyor. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’nın lisans ücretlerine harcağı para öyle devasa ki kamuoyuna bile açıklayamıyor. Bir devletin bütün kurumlarının paralı ve kapalı bir işletim sistemi kullanmasının bazı sebepleri olmalı. Onlar da bence şöyle:
Devamını Oku »
Evet farkındayım son zamanlarda Ntv kanalına taktım biraz. Ama ne yalan söyleyeyim yayınladıkları programlar, spikerleri ve yorumcularının Türk Televizyonu için farklı bir renk, farklı bir tat olduğunu düşünüyorum. Son zamanlarda dikkatimi çeken bir program var Ntv’de. Adı da başlıkta da gördüğünüz gibi Yaz Gecesi Şovu.
Fark ettiğiniz gibi Türkiye’de sınırlı sayıda talkshow programı var. Bunun nedeni ise biraz garip. Halkımız her talkshow programını maalesef Conan O’Brien veya veya David Letterman ile kıyaslıyor. Bu durum da sunucuları ve yapımcıları rahatsız ediyor haliyle.
Öncellikle bu programı seçmemin sebebini açıklayım: Türkiye’de yayınlanan “talkshowların” kemikleşmiş bir izleyici profilleri bulunuyor. Ne yazarsam yazayım hiçbir izleyici, kendi sevdiği program hakkında yazılan bir eleştiriyi okumaz. Okusa bile hemen şu cümleleri yapıştırır; “Ukala herif çok biliyorsan sen yap bir programda seni izleyeelim” Ancak eğer yeni başlayan bir programı seçerseniz size karşı olacak potansiyel tepki makul bir seviyede kalır. Bunun nedeni ise yeni başlayan bir programa körü körüne fanatik olacak kimse yoktur. Ancak yine de eleştirmenlik ile ukalalık arasındaki ince bir çizgi vardır.
Devamını Oku »
Şu dandik Türk haber sitelerinden ölesiye tiksinirdim. Bugün Michael Jackson’un ölüm haberinin altındaki rezillikleri görünce iyice küfrettim. Yeter be dandik Türk haber siteleri yeter. Kalitesiz, yalan yanlış haberlerinizi bir yana bıraktım her yerden fışkıran reklamlardan bıktık. Bir de hit kazanmak için ona tıklayın, buna bakın gibi saçma sapan direktifler veriyorsunuz. Sonra da git Taksim’de koca binayı giydir şu kadar tıklandık diye. Ama en fenası da ölü üzerinden hit kazanmaya çalışmalarıymış

Devamını Oku »
Okulların kapanmasıyla bol bol vaktim oldu. Bloga günde iki yazı yazacağım gibi kararlar almıştım ancak tabiki mümkün olmuyor. Ancak blog’u geliştirmek için bazı adımlar attım şöyle sıralayabilirim
*Temada radikal değişiklikler yapacağım falan diye büyük konuştum ama şimdilik sadece arka planı değiştirebildim
*Daha önce de bahsettiğim gibi sunucumu taşıdım
*Laptop aldım. Dell marka. Vatan Bilgisayarda bir günlük kampanya vardı cidden çok ucuza getirdim. Laptoptan yazı yazmak daha havalıymış
*En önemlisini sona bıraktım. Değerli arkadaşım müzik gurusu Alp İmamoğlu‘nu Eleştri-İnceleme kategorisinde yazmak üzere bloga transfer ettim. Onun da yazılarını takip edebilirsiniz
Bugünkü yazımda size classic rock’un en önemli temsilcilerinden biri olan The Doors’un ilk albümü olan The Doors’u anlatacağım. Ancak önce grup hakkında bir kaç bilgi vermek istiyorum.
Amerika’lı rock grubu The Doors 1965 yılında Los Angeles’te kuruldu. Üyeleri:
Jim Morrison – Vokal
Robby Krieger – Gitar
Ray Manzarek – Piyano, klavye, bass
John Densmore – Davul
Grubun müzikal yükünü Ray Manzarek sırtlarken, sözleri de bir şair olan Jim Morrison yazmıştır. Grubun belki de en önemli özelliği bir rock grubu olmalarına rağmen gitar yerine klavyeyi ağırlıklı olarak kullanılmasıdır. Grubun yaşamını anlatan Oliver Stone imzalı aynı isimde 1991 yapımı bir film çekilmiştir. Gerçi film bir çok hata barındırıyor neyse
Devamını Oku »
Sabah posta kutusunda Google’dan bir zarf gördüm. İlk başta Adsense ödemeleriyle ilgili sandım ama değilmiş. Şu meşhur 100 Tl’lik hediye Adwords kuponu kampanyasıyla ilgili. Sanırım adsense hesabı sahiplerinin evine yolluyorlar bu reklamları. Google neden böyle bir kampanyaya girdi acaba. Büyük bir ihtimalle ekonomik kriz Google’ın da belini büktü bu tip hediye kuponlarıyla reklam ağlarını canlı tutmak istiyor. Ama yinede çok güzel kampanya dahil olmanızı tavsiye ederim. Resimleri aşağıda

Dreamhost’a zaten bir sempati duyuyordum ve bu hareketlerinden sonra helal olsun dedim. Dreamhost bedavaya wordpress hosting veriyor. Sınırsız alan adı ve sınırsız bandwidth de cabası. Eğer alan adınız varsa fakat blog için host bulamıyorsanız dreamhost’u bir deneyin derim. Eğer alan adınız yoksa dreamhost’tan bir subdomain alabiliyorsunuz. Ayrıca wordpress’e ek olarak ücretsiz drupal, phpbb gibi scriptleri de barındırabiliyorsunuz
Kayıt olmak için şu linki takip edin
Burcu Esmersoy oldukça sevdiğim birisidir. Onun hakkında eleştiri yapıp yapmamayı çok düşündüm ancak ona duyduğum sevgim eleştiri yapmama engel olamayacak. Umuyorum ki Burcu Esmersoy da bu yazımı okur günün birinde. Spor Cafe programı hakkındaki eleştrilerimi şöyle sıralayabilirim
İlk başta programın reklamı fiyasko. Burcu Hanım 3 farklı kıyafet içinde hoplayıp zıplıyor. Kıyafetler de rüküş ötesi. Ancak bu, programın Türkiye şartlarına göre iyi olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Programı 2 ana bölümde inceleyebiliriz: Spor kısmı ve konuk kısmı. Spor kısmında maalesef Burcu Esmersoy’a ortalama bir not vermek zorundayım. Şu ana kadar takılmadan haberleri sunduğu bir güne rastlamadım. Ancak bir bayan olması ve işini bilmesi puanımın çok kötü olmamasını sağlıyor. Wikipedia’da Burcu Esmersoy’un ileri derecede İngilizce bildiği yazıyor. Bu programı izledikten sonra buna emin oldum bende. Bunun nedeni Burcu Esmersoy’un telaffuzları gerçekten iyi. Kendine spor spikeri ya da yorumcusu diyenlerden çok ama çok farklı aynı zamanda bilgili de. Ancak haberlerde takılmasa ya da -insanı rahatsız eden tek hareketi olan- haberleri okurken gülmese mükemmel diyeceğim. Aslında gülmesinden şikayetçi değilim. Ama jest ve mimiklerini 1-2 haber yerine çoğu haberde kullanıyor. Buna rağmen, programın başında prompter’e attığı o öldürücü bakış bunları kapatıyor diyebiliriz.
Devamını Oku »