Öncelikle Muhsin Yazıcıoğlu için tüm Türkiye’ye başsağlığı diliyorum. Burada enkaz daha önce bulunabilir miydi, ihmal mi vardı konularını tartışmayacağım. Sadece Habertürk muhabirlerinin bu olayda ardı ardına sıraladığı öküzlüklerden bahsetmek istiyorum.
*İHA muhabirinin sözlerinden sonra daha hiç bir şey belli olmadan Muhsin Yazıcıoğlu’nun şiirlerini dramatik bir havayla sanki adam ölmüş gibi yayınladılar. Daha enkaz bile bulunamadan herkes öldüğünü zannetti.
*Enkaza ulaşan köylülere telefonda saçma sapan sorularak sorarak şarjlarını bitirdiler. “Neredesiniz,kaç kişi var” sorularını defalarca sordular. Sonra telefondaki köylü zor durumda olduğunu konuşamadığını söyledi. Telefonu diğer köylü alınca ona da defalarca aynı soruları sordular. Tek tek oradaki bütün insanlara saçma sapan şeyler sorarak meşgul ettiler.
*İşin en öküzlük tarafı da şu. Yazıcıoğlu’nun yeğeni ile canlı yayında konuşuyorlardı. Yeğeni Soylu ceset bulunmadığı için ümitlerin sürdüğünü söylemişti. Bundan bir kaç saniye sonra muhabir canlı yayında gayet düşüncesiz ve patavatsız bir şekilde acı haberi verdi sonra Soylu’ya mikrofonu uzatarak konuşmasını bekledi. Adamcağız tabi gözyaşlarına boğuldu. Videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz
Devamını Oku »
Merhaba. Uzun süredir blog’a yazı giremiyorum farkındayım. Çeşitli sebepleri var. Özellikle özel yaşantımda yaşadığım dalgalanmalar bunun sebebi. Atlatır atlatmaz tekrar yazmaya döneceğim. Hatta yaşadıkları da anlatırım.
Sizden şöyle bir ricam olacak önceki yazımda Liseler Arası Müzik Yarışması’na gittiğimi belirtmiştim. Okulum finale kaldı. Jüri özel ödülü kazanmamız için bir internet oylaması var da eğer vaktiniz varsa biraz bu adresten “Florya T.E. Anadolu Lisesine” oy verebilirseniz beni çok sevindireceksiniz. Gereksiz bir başlık oldu farkındayım ama acemiliğime verin (:
İstanbul’da lise öğrencisi olanlar bilirler. Kasdav‘ın yapmış olduğu Liselerarası Müzik Yarışması olur her sene. İstanbul çapındaki liseler yarışmaya katılır, sanatlarını icra eder sonra özel okullar kazanır (: Her sene gittiğim bu yarışmaya bu sene de okulumu desteklemek için gittim.
Sabah Bakırköy’den deniz otobüsüyle Bostancı’ya geçtik. Yarışma Bostancı Kültür Merkezi’ndeydi. Orada sahil kenarında Cordon Cafe diye biryerde kahvaltı ettik. Sonra oradan gösterinin yapılacağı yere gittik. Kalabalıktı tabi. Ama bu sene geçen seneler gibi “metalci genç” kitlesi yoktu. Görmeye alıştığımız gothik kızları bu sene göremedik niyeyse. Sonra oradaki bir bakkaldan alkol kullanmadığım için Uludağ Limonata aldım ki aldığım ana lanet olsun
Konserin ilk başlarında hafif midem bulanmaya başlamıştı. Arada sırada dışarı çıkıp hava alıp geliyordum. Sonra bir anda bulantı öyle dayanılmaz oldu ki anında tuvalete koşmaya başladım. 3-5 adım sonra dayanamayıp yere hafifçe kustum. Bu arada ayağım kayıp yere düşmüşüm. Yılmadım koşmaya devam ettim. Sonra tam giriş kapısının orda bayağı bir daha kustum. Çok kötü ve rezil anlardı benim için. Zira giriş kapısını kusmuğumla kapatmıştım. Gerçi içkiden dolayı olduğunu zannettikleri için pek yadırganmadım. Tuvalete yetiştiğimde artık bir şey kalmamıştı. Neden böyle oldu bilmiyorum. Bu limonatayı daha önce de içmiştim oysaki. Belki sabah içtiğim Roaccutane ilacıyla tepkime verdi bilemiyorum
Devamını Oku »
Dünyanın en büyük dizini olan dmoz.org ‘u bilmeyen yoktur sanırım. Yaklaşık bir ay önce Kişisel Web Günlükleri bölümüne başvurmuştum sonunda kabul edildi. Umarım bloguma güzel faydaları dokunur ki dokunacaktır. Google dizini dahil çok önemli dizinlere eklenecek sitem. Ziyaretçi sayısı ve arama sonuçları bakımından utkusoft.com epey yükselecektir. Gelişmeleri merakla gözlemliyorum

Yazmaya başladığı ilk günden beri okuduğum ve çok beğendiğim Alpay Erdem’in uzun zamandır stand-up gösterisine gitmek istiyordum. Kısmet bugüneymiş. İstanbul Yunus Emre Kültür Merkezi’ndeki gösteri için sabah bilet aldım. Aslında bilet pahalı olsa almazdım çünkü fazla bir beklentim yoktu ama yine de merak etmiştim. Öğrenci bileti daha ucuz zaten. Herneyse akşam 20.30′da gösteri başladı.
Beklediğimden daha iyiydi. Ama stand-up gösterisi hiç yazılarına benzemiyor. “Beni çok hüzünlendiriyor” ya da “orda güzel insan var” repliklerini seyrek duyuyoruz. Esprileri Cem Yılmaz gibi bir anda vurucu değil hikayenin akışına göre tebessüm ediyorsunuz. Tabi çok gülünecek yerler de var ama yerlere yatırmıyor elbette. Ama yinede izlenmeye değer.
Bu arada zaten küçük olan salonun %40′ı boştu. İşte bu beni çok hüzünlendiriyor
Bekar ve öğrenci erkeklerin en büyük sorunu olan yemek pişirmeye elimden geldiğince deva olmaya çalışacağım. Erkeklerin temel besin kaynağı olan yumurtayı pişirmenin yollarından bahsedeceğim. Öncelikle yumurtanın bayatı nasıl anlaşılır ondan bahsedeyim de zehirlenmeyin.
Yumurtanın Tazeliğini Anlama
- Öncelike eğer güvenilir bir markadan aldıysanız üzerinde son kullanma tarihi yazması gerekir. Onu kontrol ediniz.
- Yumurtanın uzunluğundan biraz daha derin bir kabı soğuk suyla doldurun
- Her yumurtayı dikkatlice suya bırakın
- Taze yumurtanın içinde onu havaya kaldıracak kadar hava bulunmadığından dibe çöker. Bir yumurtanın yaşlandıkça içine hava dolar. Bu yüzden bayat yumurta suyun yüzeyine çıkar
En taze yumurta, en iyi şekilde pişer, yumurtanın akı ve sarısı kendi şekillerini korur. Yumurta yavaşça öne doğru eğilir, ma kasenin dibinde kalırsa, pişirmek için yeterince taze demektir. Hafif bayatlamış bir yumurta, yine kasenin dibinde kalır, ama aşağı yukarı sallanarak yuvarlak ucu yukarı bakacaktır. Suda yukarı bakan yumurtalar pişmeye uygun değildir.
Kaynatma
Devamını Oku »